Selüloz Bağımlılığı

e36f4a231d7f8170e7efd6ca7cbdc83bOrtaköy’de sahilde sürekli kitap satın alan ama satın alma hızıyla okuma hızı aynı olmayan insanlara ”selüloz bağımlısı” diyen bir sahaf Hüseyin amca vardı.

İlkokulda okuduğum kitaplar, hatırlamadığım bir gazetenin her hafta verdiği yüz temel eser ve dahası hala İzmir’de ailemin yaşadığı evde duruyor.

Peki ailemin hala ansiklopedi saklaması? Babamın her işini internetten halletmesi ama iş ansiklopedileri göndermeye gelince ben öğretmenim olmaz demesi? O zaman okula bağışla dedikten sonra da zaten 7 yaşındaki bebeler bile internetten herşeyi rahatlıkla buluyor demesi !

Onları zorlayacak ya da eleştirecek değilim zaten ben de yakın zamana kadar onlardan farksızdım. Üniversite yıllarında bile küçücük odaya bir sürü kitap istiflerdim. Taşınırken bir kısmıyla vedalaştım. Sonrasında kalanları da arkadaşlarıma hediye ettim. Şimdi kitaplığımda 10 kitap var. İki tanesi sürekli geri dönüp okuyup baktıklarım. Kalanlar da verilmeyi bekliyorlar.

Geçen bir haber gördüm. Çocukluğumuzun Hermione Granger’ı yani Emma Watson metroda bazı yerlere kitaplar bırakıyordu. Haber içeriği şu şekildeydi :

Emma Watson, “Bizim Paylaşılan Rafımız” adıyla feminist bir kitap kulübü kurdu.

Her ay kadınlar tarafından yazılan ve kadınlar hakkında olan bir kitap seçip insanları okumaya ve o kitap hakkında tartışmaya teşvik etmeyi amaçladı.

İnsanları metroda kitap okumaya teşvik etmek için de “Metroda Kitaplar” adlı bir proje ile takım kurdu. 100 adet kitabı metrodaki farklı farklı yerlere yerleştiriyor ve kitapları bulan kişiler okuduktan sonra aynı şekilde onlar da tekrar metroya bırakıyorlar.

Kitapların içinde bir de Emma Watson’ın yazdığı bir not oluyor. “Sen Bizim Paylaşılan Rafımız’ın seçilen aylık kitabını bulan kişisin. Her seçim sevgi ve dikkatle yapılır, umarım kitabı beğenmişsindir. Sadece 100 adet kitap var. Lütfen ona dikkat et ve okuduktan sonra bir başkasının onu bulması için tekrar bir metroya bırak. Eğer sevdiysen ve düşüncelerini paylaşmak istersen lütfen goodreads.com/oursharedshelf. sitesinden öğrenmeme izin ver. Sevgilerle, Emma Watson Londra”

emma-watson

Such an amazing woman! dedikten sonra devam ediyorum.

Bir gün iş dönüşü metroda elimdeki kitap bitti ve dedim ki bende deneyeyim bakalım nasıl hissettirecek. Türkiye’de yedi mi? Hayır yemedi arkadaşlar!

Hacıosman’da yani son durakta indim. İnerken koltuğa bıraktım Yerdeniz Büyücüsü’nü. Güvenlikçi bey kontrol için içeri girdi o sırada. Sonra arkamdan seslendi kitabını unuttunuz diye. Ben de dedim ki ”Başkasının okuması için bıraktım.”

O da ” Çöpe mi atıyım yani ?” dedi. Anlayamadım başta ” Hayır bulduğunuz yere bırakın lütfen.” dedim.

Ve bana ne dedi biliyor musunuz? ” Siz bir düşünceyi mi yaymaya çalışıyorsunuz ? Böyle şeyler yasak.  Ne anlatıyor bu kitap Yerdeniz Büyücüsü ? ”

Hışımla çekip aldım kitabı elinden. Söylene söylene yukarı çıktım. Ne yapsak olmuyor bu ülkede. Sabahın köründe metro girişlerinde evet hayır kavgasıyla milletin başını şişirenlere bir şey diyen yok ama iyi bir şeyler yapmaya niyetlendiğinizde fikir mi yaymaya çalışıyorsunuz. Evet fikir yaymaya çalışıyorum, o da şu:

Okuyun!

Okuyun ama bir de kitapları biriktirmeyin. Başkalarına verin onlar da okusunlar. Selüloz bağımlısı olmayın yani Hüseyin amcanın dediği gibi. Geri dönüp bakmayacaklarınızı evinizde de tutmayın. Aman metroya falan da bırakmayın. Bir okula ya da kütüphaneye bağışlayabilirsiniz. Ya da ne biliyim bir sahafa satabilirsiniz bile.

O kitaplar kitaplıkta güzel duruyor olabilir. Sizi entelektüel de hissettirebilirler. Ne kadar kitap okumuşum be dedirtip mutlu da edebilirler. Ama aslında sadece yer kaplıyorlar. Eşyalar sizin nasıl birisi olduğunuzu anlatmaz. Siz anlatırsınız hareketlerinizle,konuşmanızla,düşünme biçiminizle.

Bencil olmayın bırakın başkaları da faydalansın onlardan. Çok değerliler ve sadece bir kişinin okuması ve sonra da süs olarak kullanılması için basılmış olmamalılar. Raflarınızı boşaltın. Hem evinizde hem de zihninizde yeni düşüncelere yer açın.

Ama sakın metroda bırakmayın! 🙂

Kendinizde kalın! 🙂

 

 

 

Reklamlar

“Selüloz Bağımlılığı” için 2 yorum

  1. Ne kadar üzücü olmuş bizim metromuzdaki durum… Ben de geçen ay bir daha okumayı düşünmediğim klasikleri üniversitenin facebook grubuna koymuştum, isterseniz alabilirsiniz diye, beş dakikada yüzlerce mesaj geldi. Bu şekilde yayılmak daha kolay demek ki 🙂 Bir de bir zamanlar freecycle- özgür dönüşüm hareketi Türkiye’de faaliyete geçmişti, belli kafeler vardı oralara eşya bırakıp alınan. Ama şimdi ne durumda hiç bilmiyorum araştırmak lazım.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s