Minimalist Pinterest Evi

Bir mimar olarak artık bir modaya dönüşen ‘Pinterest minimalist ev” ine nasıl sahip olunur açıklıyorum!

Dediklerimi sırayla uygulayın bakın ruhunuz bile Pinterest’lik olacak !

Başlayalım!

1-Evdeki beyaz, gri ya da kahve tonlarında olmayan tüm mobilyaları satın,bağışlayın ya da atın gitsin. Ve bu arada evet sizin maviyi ya da sarıyı sevmeniz hiç bir şeyi değiştirmez. Sadece söylediğim tonlar olacak. Okumaya devam et “Minimalist Pinterest Evi”

AŞK

Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

Özdemir Asaf

Ufak Ev Hareketi

ABD’de 2008 sonrası kendi küçük sektörünü oluşturacak kadar palazlanan “tiny house” dalgasının alternatif konut arayışının Amerikanlaşmış hali olduğu söylenebilir. Yine de, ufak evler Amerikalıların büyük konut yükünden ne kadar sıkıldığını gösteriyor.

Ufak Ev Hareketi

Tumbleweed Tiny House şirketinin yaptığı bir ev.

40 metrekareden küçük olan ve zaman zaman tekerlekler üzerinde taşınabilen evler ABD’de ilk olarak 2000’li yılların başında ortaya çıkmış. 2008 krizinin ardından ise ufak evlere talep oldukça artmış. Şimdilerde Tiny House Movement/ Ufak Ev Hareketi olarak adlandırılan bu yeni akımın yaygınlaşmasında konut kredisinin getirdiği borçlardan sıkılan bir kuşağın daha sürdürülebilir ve ucuz bir yaşam alanı arayışının etkili olduğu söylenebilir. Okumaya devam et “Ufak Ev Hareketi”

Selüloz Bağımlılığı

e36f4a231d7f8170e7efd6ca7cbdc83bOrtaköy’de sahilde sürekli kitap satın alan ama satın alma hızıyla okuma hızı aynı olmayan insanlara ”selüloz bağımlısı” diyen bir sahaf Hüseyin amca vardı.

İlkokulda okuduğum kitaplar, hatırlamadığım bir gazetenin her hafta verdiği yüz temel eser ve dahası hala İzmir’de ailemin yaşadığı evde duruyor.

Peki ailemin hala ansiklopedi saklaması? Babamın her işini internetten halletmesi ama iş ansiklopedileri göndermeye gelince ben öğretmenim olmaz demesi? O zaman okula bağışla dedikten sonra da zaten 7 yaşındaki bebeler bile internetten herşeyi rahatlıkla buluyor demesi !

Onları zorlayacak ya da eleştirecek değilim zaten ben de yakın zamana kadar onlardan farksızdım. Üniversite yıllarında bile küçücük odaya bir sürü kitap istiflerdim. Taşınırken bir kısmıyla vedalaştım. Sonrasında kalanları da arkadaşlarıma hediye ettim. Şimdi kitaplığımda 10 kitap var. İki tanesi sürekli geri dönüp okuyup baktıklarım. Kalanlar da verilmeyi bekliyorlar.

Geçen bir haber gördüm. Çocukluğumuzun Hermione Granger’ı yani Emma Watson metroda bazı yerlere kitaplar bırakıyordu. Haber içeriği şu şekildeydi : Okumaya devam et “Selüloz Bağımlılığı”

Mini Bir Bakım Alışverişi

giphy

Uzun zamandır kozmetik ve bakım ürünü almayan kendime bir tebrik çaktıktan sonra mini bir alışveriş yaptım. Ama ilk defa bir bakım ürünü satın almadan önce böyle bir araştırma yaptım diyebilirim. Kısacası içime sine sine aldım.

Tarihi geçen tüm yüz nemlendiricilerimi gönderdikten sonra elimden 2 tane kalmıştı. Onları da bu geçen 3 ayda bitirdim. Bitmeye yaklaşık bakınmaya başladım. Aman ne abarttı alt tarafı bir nemlendirici diyebilirsiniz 🙂 Yüzüm akneye yatkın olduğundan biraz daha özenli davranmak istedim. Okumaya devam et “Mini Bir Bakım Alışverişi”

Nisan

Bu Nisan ayı bir garipti. Zaten özlemin en doruklarında yaşadım. Hastalıktan kurtulamadım. 2 hafta ayağım sakat gezdim. Doktora gitmedim. Sonra artık ağlayacak seviyeye geldiğimde gittim ve öğrendim ki yanlış ayakkabı giymekten oluyormuş. Önerdiği tipte bir ayakkabı satın aldım ve geçti. Kendime kızmadım neden daha önce gitmedim diye.

Ertesi hafta lens kullandığımdan kornea ülseri diye boktan bir şey olduğumu öğrendim. Her gün gözüme bir sürü şey sürmeye başladım. Ne işte adamakıllı çalışabildim. Ne uyuyabildim. Hala geçmesi için uğraşıyorum.

Bu ay hiç kitap okumadım. Çünkü sabah evde kahvaltı yapmayı bıraktım. Bu nedenle işe kadar yarı uykulu saçma bir halde gittiğimden gün içinde de pek kendimde değildim.

Ayağım iyileşince bbg’ye başlamaya çalıştım. Sonra o da yalan oldu. Çünkü eğlenceli değildi. Anladım ki bu tarz bana göre değil. Ya da doğru zamanda başlamadım.

Bir aktivite prensesi olmaya da çalışmadım. Sadece yaşadım.

Kısacası bu ay çokça uyuşuk,sıkıcı ne biliyim ya çok da iyi bir ay değildi.

Fakat umursamadım. Her insanın hayatında böyle dönemler olur. Sadece hayatımın bu dönemini böyle kabul ettim.

Nitekim ayın sonunu çok güzel kapattım. 29,30 nisan haftasonu ve de 1 mayıs tatilini evde yalnız geçirecektim. Başta tiyatroya falan mı gitsem ya da arkadaşlarla mı buluşsam diye düşünürken bir an da hepsini boşverdim. Bir aktivite yapınca kendimi bir işe yaramış gibi hissediyordum. Bu düşünceden vazgeçtim. Kafa dağıtmama gerek yoktu çünkü zaten yeterince dağınıktı. Sadece sakince kendi kendime vakit geçirmek istedim.

Peki ne yaptım?

Uzun zamandır zararlı ay kilo aldırır bilmem ne diye eve sokmadığım yiyecekleri aldım ve afiyetle. Kek yaptım. İzleyemediğim filmleri izledim. Mercimek çorbası pişirdim. Bütün evi temizledim. iki koca poşet yazlık kıyafet attım. Bahar-yaz kapsül dolabımı hazırladım. Mükemmel,kafa yorucu ve eğlenceliydi. Bir sürü kağıt,ıvır zıvır attım. Hepsini ayıklayıp uzaklaştırdım evden. Çayırbaşı- Tarabya arası sabah akşam müzik eşliğinde mekik dokudum ki iyi geleni buydu.

Tatil bitti ve ben kendime geldim. Sabah uyanıp kahvaltımı hazırladım ve kitap okuyarak işe gittim.

Artık kendimi oraya buraya gitmek için plan yapmıyorum ya da arkadaşlarımla az görüşüyorum diye sıkmaktan vazgeçtim. Belki de ben hayatımın ev kuşu dönemindeyim. Bu dönemi de böyle kabul ediyorum.

Sağlıcakla ve kendinizde kalın.

CHARLOTTE KURALI

Charlotte kuralı

Charlotte, Paris’te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür. Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi de çok varlıklıdır hatta. Ben Charlotte’u geçen hafta Paris’te tanıdım. Bu bilgileri almanız, kuralı sorgulamamanız açısından önemli. Okumaya devam et “CHARLOTTE KURALI”